<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Efsane İstanbul-Costantinopolis</title>
	<link>http://efsaneistanbul.turkceblog.com</link>
	<description>Efsane İstanbulumuzu Anlatan Bir Blog</description>
	<pubDate>Fri, 09 May 2008 17:51:35 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>İstanbul&#8217;ul Fethi</title>
		<link>http://efsaneistanbul.turkceblog.com/fethedilis/istanbulul-fethi.html</link>
		<comments>http://efsaneistanbul.turkceblog.com/fethedilis/istanbulul-fethi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 17:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tahamen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fethedilis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://efsaneistanbul.turkceblog.com/fethedilis/istanbulul-fethi.html</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un Fethi, 29 Mayıs 1453&#8242;te (Jülyen takvimine göre, Gregoryen takvimi göre 7 Haziran 1453), şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han&#8217;ın komutanlığında fethetmesidir. Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, Fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul&#8217;un Fethi</strong>, 29 Mayıs 1453&#8242;te (Jülyen takvimine göre, Gregoryen takvimi göre 7 Haziran 1453), şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han&#8217;ın komutanlığında fethetmesidir. Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, <em>Fatih</em> unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.</p>
<p><strong>ÖNCEKİ FETİH DENEMELERİ</strong></p>
<p>Karadeniz ve Akdeniz&#8217;i birbirine bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan İstanbul, günümüzde olduğu gibi o zamanlar da oldukça önemli bir şehirdi. 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, Avarlar, Araplar, Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından defalarca kuşatılmış, fakat gerek Bizans&#8217;ın sahip olduğu Rum ateşi (<em>grejuva</em>), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı. Sayıları 29 olan kuşatmalar sırayla şunlardır:</p>
<p>&#8211;M.Ö 340 Makedonya Kralı Phillippe</p>
<p>&#8211;M.Ö 194 Roma İmparatoru Septim Severus (Başarılı olmuştur.Şehir artık Romalılara bağlanmıştır.)</p>
<p>&#8211;M.S 616 İran Hükümdarı Keyhüsrev</p>
<p>&#8211;M.S 626 İranlılar ve Avar Türkleri ortak</p>
<p>&#8211;M.S 672 Emevi Halifesi Muaviye</p>
<p>&#8211;M.S 712 Emevi Halifesi I.Velid</p>
<p>&#8211;M.S 722 Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata Limanı alınmış, Arap Camii inşa edilmiştir.)</p>
<p>&#8211;M.S 782 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)</p>
<p>&#8211;M.S 854 Abbasi Halifesi Mütevekkil</p>
<p>&#8211;M.S 864 Ruslar</p>
<p>&#8211;M.S 869 Abbasi</p>
<p>&#8211;M.S 936 Ruslar</p>
<p>&#8211;M.S 959 Macarlar</p>
<p>&#8211;M.S 970 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)</p>
<p>&#8211;M.S 1203 Latinler (Latinler İstanbul&#8217;u 1261&#8242;e kadar ellerinde tuttular.)</p>
<p>&#8211;M.S 1302 Venedikliler</p>
<p>&#8211;M.S 1348 Cenovalılar</p>
<p>&#8211;M.S 1391-1396 Osmanlı Padişahı I.Beyazid (Şehir İstanbul&#8217;da bir Türk Mahallesi kurulması isteğine karşı çıkılması üzerine ablukaya alınmıştır.)</p>
<p>&#8211;M.S 1412 Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi</p>
<p>&#8211;M.S 1422 Osmanlı Padişahı II.Murat</p>
<p>&#8211;M.S 1437 Cenovalılar</p>
<p>&#8211;M.S 1453 Osmanlı Padişahı II.Mehmed (Başarılı olmuştur. Sonrasında şehir Türklerin hakimiyeti haline girmiştir.)</p>
<p>Bunun yanında Atilla&#8217;nın, Vikinglerin, Bulgarın ve Gotların da kuşatma yaptığı bazı kaynaklarda geçer ama tarihleri bilinmemektedir.</p>
<p>+Yanında herhangi bir açıklama yapılmayan kuşatmalar başarısız kuşatmalardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://efsaneistanbul.turkceblog.com/fethedilis/istanbulul-fethi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane Bizim İStanbul</title>
		<link>http://efsaneistanbul.turkceblog.com/efsane-istanbul/efsane-bizim-istanbul.html</link>
		<comments>http://efsaneistanbul.turkceblog.com/efsane-istanbul/efsane-bizim-istanbul.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 17:40:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tahamen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Efsane İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://efsaneistanbul.turkceblog.com/efsane-istanbul/efsane-bizim-istanbul.html</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Efsaneleri, fantastik bir masal diyarında geçen kurmaca öykülerin, Eskimo ve Arumbaya folklörlerindeki genel adıdır. Dünyanın her tarafından ozanlar, şairler ve manifaturacılar, gelmiş geçmiş en görkemli, en muhteşem, en aman Allah&#8217;ım şehrin, artık unutulmaya yüz tutmuş, küflü, buruk öyküsünü, yüzyıllardır yakaladıklarına anlatır dururlar.Bu masallar şehrinde insanlar, insansılar ve insancıllar büyük bir keşmekeş içinde bir arada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Efsaneleri, fantastik bir masal diyarında geçen kurmaca öykülerin, Eskimo ve Arumbaya folklörlerindeki genel adıdır. Dünyanın her tarafından ozanlar, şairler ve manifaturacılar, gelmiş geçmiş en görkemli, en muhteşem, en aman Allah&#8217;ım şehrin, artık unutulmaya yüz tutmuş, küflü, buruk öyküsünü, yüzyıllardır yakaladıklarına anlatır dururlar.Bu masallar şehrinde insanlar, insansılar ve insancıllar büyük bir keşmekeş içinde bir arada yaşar, debelenir, savaşır, sevişir ve bilinmez bir geçmişten, karanlık, soğuk bir geleceğe doğru alt alta, üst üste yuvarlanıp giderler.</p>
<p>İstanbul karışık, belirsiz, tehlikeli bir şehirdir. Ve başı sürekli beladadır. Derme çatma sokaklarında yaşama savaşı veren bir avuç insan dışında; acımasız magandalardan tırsak lavuklara, kelle koltukta irospalardan gözü dönmüş öğrencilere kadar nice tehdit, hazırlıksız olanın üzerine çöküvermek için şehrin ıssız, puslu arka sokaklarında dört dönenir, fırsat kollar. Dar, karanlık, kuytu geçitlerinde her türlü musibet yaratık, gudubet canazor, çılgın, sapık, deli ve bazen çok, çok daha beterleri kol gezer.</p>
<p>İstanbul, sıradan insanlar için tehlikeli ve acımasız bir diyardır.</p>
<p>Cehaletle yoğrulmuş, zalim sokaklarda yaşarken gözü dönmüş köpeklerin, ne istediği anlaşılmayan fanatiklerin saldırısına uğramak an meselesidir. Balgama boğulmakla tehdit edilen, ne idüğü belirsiz canavarların korkunç boynuzları, sivri pençeleri altında ezilen, dev savaşlarla yerle bir edilen semtler çaresiz, zulme ve acıya boyun eğer. İnsanlar korku, tavuklar ve çinçilyalar sürekli bir dehşet içindedir.</p>
<p>Sahipsiz sokaklar kendilerini kurtaracak olan cesur, onurlu, şaşkın lalelerin telaşlı, panik içinde, bağıra çağıra koşuşturmalarına hasret, boynu bükük beklerler. Gerçi böylesi fedakar lalelerden kurulu nice demetler, her daim sokaklarda koştururken, sağa sola vecizeler yumurtlarken görülür. Ama çoğu kısa zamanda ortadan kaybolur, adları unutulur, eşyaları haraç mezat satılır, fıstıkları tüketilir ve anıları yok edilir. İstanbul&#8217;un kuytuları ne yaptığını bilmeyenleri acımadan yutan, koskoca bir ağız gibidir. Çürük dişleri sararmış, sürekli aptal bir gülümseme ile yarı açık, berbat kokan kocaman bir ağız, durmaksızın lale yemektedir.</p>
<p>İstanbul, efsane lalelerin beceriksizlik öykülerine hasret, çaresiz, kimsesiz bir diyardır.</p>
<p>Sokaklarında hiç dolanmamak aslında en iyisidir de, yeterince cesur olanlar için bile, birkaç kişi birlikte ve silahlı gezmek dışında çare yoktur. Bu garip, boz bulanık masallar şehrinin acımasız sokaklarına meydan okuyacak cesur yürekler, yanlarında te-cetvellerini, fransız anahtarlarını, sivri daş ve kısa zopalarını, padişah macunlarını, oduncu göyneklerini ve ille de olmazsa olmaz çöp tenekesi kapaklarını taşımak durumundadırlar. Ayrıca yetkililer ve kaynaklar, her lale grubunda en azından bir tane de irice balık bulundurulmasını hararetle tavsiye etmektedirler.</p>
<p>İstanbul, sokaklarına cehaletin hükmettiği, buruk ve hüzünlü bir diyardır.</p>
<p>Bir zamanlar, billahlar önce, sokaklarından kahraman lale demetleri eksik olmayan masallar şehri artık yozlaşmış, halkı küreselleşmiş, tersane ve kaleleri cehaletin pembe patili tombul pençeleri altında inim inim inler olmuştur. Unutulmuş zamanlardan beri İstanbul&#8217;a musallat olan baş kötü, en büyük düşman, Allah&#8217;ın belası, milletin illeti, telör canavarı Cehalet gemi azıya almış, sahipsiz şehire fütursuzca meydan okumaktadır. Başını iyice arkaya atarak gülen, eti elleriyle yiyen, dizi bile çeken bu korkunç zalimin durdurulması, İstanbul şehrinin yeniden nefes alması için zorunludur. Halk efsanelerdeki kahramanların, barbarosların, silikon babaların, cesur lale demetlerinin sokakları kolladığı, insanların en azından komşuya kadar korkmadan gidebildiği, çocukların güldüğü, şeker bile yiyebildikleri bir şehrin buruk hayali içinde, her şeye rağmen umutlarını kaybetmemeye çalışarak, buğulu gözlerle geleceğe bakmaktadır.</p>
<p>Ve o gelecek her zaman, tam olarak ne yaptığını bilmeyen bir demet lalenin terli avuçlarında olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://efsaneistanbul.turkceblog.com/efsane-istanbul/efsane-bizim-istanbul.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
